Nâ't
Tasavvuf ve divan edebiyatı şâirlerinin Hazret-i Muhammed'i övme ve O'ndan şefaat dileme amacı ile yazmış oldukları şiirlerdir. Eskiden na't yazan kimselere "na't-gû" denirdi. Na't-gûlukta en usta şâir 18. yüzyılın ünlü şâir ve musikişinaslarından Yahya Nazîm Çelebi'dir. Na'tlar ritimli ya da ritimsiz olarak bestelenir. Çoğunlukla irticalen (emprovize olarak) okunur. Ritimli bestelerde en çok türkî darp, durak evferi gibi ritim şekilleri kullanılmıştır. Ağır ritimli eserlerdir. Şiir olmayan eserlerin de bestelendiği görülmüştür. Mısra sıralaması olmamakla birlikte bestelenen mısraların sayısı dört mısradan az olmaz. Belli bir beste tekniği yoktur. Her bestekâr ilâhi ilhamlarının etkisi ile içinden geldiği gibi bestelemiş ve şekil vermiştir. Bu formun başta gelen eserlerinden mevlevîhânelerde âyinlerden önce okunan Mustafa Itrî Efendi'nin rast makamından bestelemiş olduğu "Na't-ı Şeriftir. Rauf Yekta Bey bu eser için şu satırları yazmış: "... Mübalagasız olarak denebilir ki, Klâsik Türk Mûsikîsinin bütün repertuvarı içinde manevî ve rûhânî hissiyatı tasvirde bundan daha ileri gitmiş bir parça gösterilemez. Nağmeleri o derece ruhnevaz, üslûbu o kadar lahûti bir şaheserdir." Eser türkî darp usûlüne göre ölçülmüştür. Bundan başka çok na't örnekleri vardır. Muhtelif dönemlere ait üç örnek sunuyoruz. (Nota:175=1–2–3–4, Nota: 176, Nota:177=1–2–3)