GÜZEL SANATLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

Oyun Havası

Raks'a uygun yapıda, çeşitli oyunların figürlerine uygun ritm ve ahenkle bestelenmiş Anadolu ve Rumeli kaynaklı otantik Türk menşeli saz eserleridir.

a-Hava

Lâz Havası, Çerkez Havası, Selâm Havası, Raks Havası, Çoban Havası, Anadolu Havası, Kasap Havası, Zeybek Havası, Kaşık Havası, vb. gibi çeşitler görülür.

Makam ismiyle Hava: Uşşak Hava, Hicaz Hava vb. gibi isimlendirilirler.

Havalar, Peşrev ve Semâi'lerin yapısına benzer biçimler taşır. Bunların ezgileri hafif ve neş'elidir.  Bu tarzda saz eserleri iki türlüdür. Biri oynamak için, diğeri dinlemek için yapılanmıştır. Usûl olarak Sofyan, Aksak, Devr-i Tûran, Devr-i Hindî, Devr-i Revan, Aksak Semâi, Curcuna, Yürük Semâi gibi küçük usûllerle ölçülmüşlerdir. Hareketleri yer yer yürük, orta veya ağırca olur. Hüseyin Sâdeddin Arel'in "Düğün Evinde" eseri Hava tarzına güzel bir örnektir. Dr. Subhi Ezgi de bu tarza ait özellik taşıyan saz eserleri bestelemiştir.

 

b-Mandıra

Devr-i Tûran başta olmak üzere küçük usûllerin kullanıldığı bir tarzdır. Çoğu zaman Köçekçe takımlarında yer alır. Peşrev ve Semâi karışımı bir anlayış içinde, neş'e taşıyan, hareketli ve canlı parçalardı.

Bahârı dile getiren niteliktedir. Bahâriye'lerde genellikle Mâhur, Yegâh, Tahir bûselik ve Muhayyer makamlarının tercih edildiğini görmekteyiz. Bu eserlerin bünyelerinde usul değişiklikleri olabilmektedir. Dört, beş veya altı hâne olanları vardır.

Geştü güzâr-ı Bahar Peşrevi ve Semâi'siyle Gâzi Giray Han, zamânımız bestekârlarından da Dr. Subhi Ezgi, Bahâriye sâhibi olanlardandır.

Sözlü olarak bestelenen Bahâriye'ler de vardır. Basmacı Abdi Efendi'nin Mâhur makâmında "Gülşen-i ezhâr açtı her yana", mısrâlı şarkısı buna bir örnektir ve bir bahar mevsiminde açılışı yapılan "Nüz-hetiye Kasrı" için bestelenmiştir.

 

c-Bahâriye

Daha çok halk mûsikîsinde kullanılan bir oyun havasıdır. Gelin alayı karşılandığı zaman çalınır. Orta ve Güney Anadolu'da yaygın olduğu gibi, çoğunlukla Hüseynî makâmının kullanıldığı Rumeli karşı­lamaları da vardır (Y.Öztuna, B.T.M.Ans.C.I)

 

d-Çiftetelli

İstanbul folklorudur. Bir nevi oyun havasıdır. Eski İstanbul'un düğünlerinde, mesîre yerlerinde, çeşitli vesilelerle baş vurulan bir eğlence unsurudur. Melodileri tespit edilmiş olanlarının yanında, perküsyon âletleriyle, mızrapların ritm tutarken, nefesli ve yaylı sazların sırayla ritme uygun doğaçlama (emprovize) melodiler çalmasıyla da icrâ edilirler. Kemanla icrâda çoğu zaman yayın (arşe'nin), aynı anda iki tele birden değdirilmesinden dolayı "Çiftetelli" adını almış olması ihtimâli kuvvetlidir. Yapı itibariyle Nîm Sofyan ve Düyek usûlleriyle bestelenmişlerdir. Yer yer ağır giderlerin bulunduğu, genellikle yürük­çe çalınan vasıftadır. Sözlü olan Çiftetelli'ler de vardır. Bahariye, Sandal, Kuşdili Çiftetelli'leri en yaygın olanlarıdır.

 

e-Tavşanca

Daha çok Köçekçe'lerde yer alan bir oyun havası türüdür. Özel giysiler içinde (dal, fes, şalvar, çuha ve kadife dar cebken) hava'nın ritmine uygun zil vurularak oynanan raks melodileridir. En çok II. Mahmud Han zamanında revaçta olan bir oyun biçimidir. Bu oyunlarda yer alanlar "Tavşan" adını alırla Raks biçimi ustalık ister. Tavşanlar uzun meşklerden sonra saraydaki oyunlara katılmaya hak kazanırlar. Hanım tavşanlar Harem-i Hümâyunda, erkek tavşanlar ise, Pâdişah'ın huzûrunda san'atlarını icrâ ederler. Tavşanca'lar saz eseri şeklinde yapıldığı gibi, sözlü eserler tarzında da bestelenmiştir.

Şâkir Ağa'nın, Sabâ makâmında Yürük Semâi usûlünde "Gelmiş değil böyle peri" güfteli eseri, Mahmud Han'ın Mâhur makâmında Aksak usûlündeki "Aldı aklım bir gonca leb" eseri, güfteli Tavşan ca'lara örnektir. II. Mahmud'un lorunu olan Şehzâde Seyfeddin Efendi'nin "'Mâhur Tavşanca" takımı vardır.

 

f-Yöresel Oyun Havaları

Halk Mûsikîmizde çeşitli yörelerin oyunlarına has müzik formları vardır. "Horon, Bar, Halay, Zeybek, Ağırlama, Misket, Seymen, Konya Kaşık, Silifke Kaşık Havaları, vb." gibi parçaları bu kategoride düşünmek gerekir. Ayrıca Halk Mûsikîmizin repertuarındaki bütün Kırık Havaların bir oyunu olduğunu unutmamalıyız.

Buraya kadar dökümünü yapmış bulunduğumuz yedi madde, tamamiyle öz müziğimizden kaynaklanır